Füsun Ersöz’ün “Minyatür Odalar”ından Datçalı hayvanlara…

3 6


14 Ekim’de Datça Siena Sanat Galerisi’nde bir sergi açılacak. Füsun Ersöz’ün “Minyatür Odalar Sergisi”.  Röportaj için buluştuğumuzda gördüklerimi çok sevdim. Gidip görmeye değer..

Ürettiklerinize bakınca İngilizlerin “doll house”ları geldi aklıma. Onlardan mı esinlendiniz?

Benim ilgimi çeken dollhouse’lar değil onları dekore edecek mobilyalar. Emekliliğime karar verip Datça Palamutbükü’nde bir ev inşa ettirmeye başladığımızda beni en çok endişelendiren, yoğun bir İstanbul ve iş yaşamından sonra, kendimi nasıl eğleyeceğimdi. Ne yapabilirim diye araştırmaya başladım. Küçük objelere ve ev dekorasyonuna olan düşkünlüğüm beni  bu yöne çekti.

Evimizin altında bir atölye oluşturduk. Gerekli malzeme ve alet edavat kısmı beni çok zorladı. Türkiye’de bilinen ve üzerinde çalışılan bir konu olmadığından malzemeleri ve aletlerin çoğunu yurtdışından aldım ya da getirttim.


Aynı uğraşa sahip kişiler ile iletişime geçtiniz mi? Malzeme konusunda sıkıntı yaşadınız mı?

Türkiye’de aynı uğraşa sahip kimler var bilmiyorum. Yurtdışından birkaç kişiyle -ki bunlar bu işin kitabını yazmış kişiler ( her iki anlamıyla da!)- temasım oldu. Onlardan bu konuda kitaplar edindim. Ana malzeme olan işlenmiş ahşabı küçük plakalar halinde Amerika’dan aldım. Bunun dışında seramik banyo setleri, porselen yemek, çay takımları v.s. getirdim ya da ısmarladım.  Döşeme olarak kullanacağım pamuklu kumaşları yine yurtdışındaki hobi mağazalarının “patchwork” reyonlarından aldım. Arkadaşlarımın atmayıp benim için sakladığı her türlü artık kumaş, dantel ve kurdele tekstil kısmında çok işime yaradı. Şişe kapaklarından tencere, tava, tabak yaptım. Eski takıların boncuk ve metal aksamlarından avizeler, abajurlar, parfüm şişeleri yaptım.

Dönem dekorları çalışmayı düşünüyor musunuz?
Dönem dekoru bundan sonraki projem olarak rafta duruyor şimdilik. Çünkü o daha komplike ve daha değişik teknikleri içeren bir çalışma. İşin içine metal, seramik v.s giriyor. Bu malzemelerle çalışmak isteyip istemediğimden pek emin değilim. Ben ahşapla uğraşmaktan keyif alıyorum.
Hobiniz ne zaman, nasıl başladı?

Mobilya yaparak başladım işe ki en çok bu aşamadan hoşlanıyorum. Zaten başlangıç noktam da buydu. Ben minik mobilyalar yapmak istiyordum. Ama sonra onların tek tek bir şeye yaramayacağını düşünerek bir oda içinde değerlendirmeyi düşündüm.

Kontraplakları keserek odalar, hatta iki katlı ya da yanyana odalar yaptım. İşin içine tekstil, duvar kağıdı aksesuar girdi bu sefer. Yaptığım yataklar yatak odalarına, koltuk, kanepe, sehpa oturma odalarına, masa, sandalye, büfe yemek odalarına dönüştü. Bunlara bir de mutfak ve banyo eklenince bir evi oluşturacak tüm bölümler tamamlandı ama ben bunları eve dönüştürmek yerine odalar halinde tutmayı yeğledim.

Odalarınızı hangi sırayla oluşturuyorsunuz? En çok hangi aşama size keyif veriyor?
Ahşap, metal ustalarından destek aldığınız oluyor mu?
Kontraplak kullanarak yaptığım odaların duvarlarını her sabah atölyeye indiğimde birbirinden ayrılmış ve oda niteliğini kaybetmiş olarak bulmaya başlayınca daha sağlam odalar yapmam gerektiğini anladım. Datça ve Palamutbükü’ndeki marangoz ve mobilyacıları ziyaretim böyle başladı. Onlardan bana 30×30 bir tarafı açık küpler yapmalarını istedim. Ama onlar ya bu işi küçümseyerek hiç fiyat vermediler ya da bu işle uğraşan biri pek normal değildir diye düşünerek anormal fiyatlar istediler.

Ben de kereste ve ahşap malzeme satan birinden kocaman plakalar alıp onları bir marangoz atölyesinde, binbir şirinlik yaparak kestirdim. Kendim yapıştırarak kutu odaları oluşturdum. Tozlanmayı önlemek amacıyla ön kısımlarına yivler açıp kestirdiğim camları, yukarı açılacak şekilde yerleştirdim. Dolayısıyla camları giyotin şeklinde açılan odalarım oldu. Duvarları yerle bir odalarımı yeni yerlerine taşıdım.

Ben üretim aşamasını seven biri olarak, bu kutulama olayı bana zul geldi. Belki onun için, ambalajlarımı pek başarılı bulmuyorum. Bunun için ziyaretçilerimden peşinen özür dilerim. Bunu bir amatörün işi olarak değerlendirsinler. Bu, sergide görecekleri her şey için geçerli. Bir amatörün hobi olarak ürettikleri olarak değerlendirsinler lütfen.

Datça’ya ne zaman geldiniz? Burada yaşamaktan memnun musunuz?
Datça daha doğrusu sevgili Palamutbükü’ne emekli olduğumun ertesi günü, 2009 Ağustos’unda geldim. Hayatını İstanbul’da yaşayarak, bunun 29 yılını zorlu bir iş yaşamıyla geçiren biri olarak burası bana çok iyi geldi. Bunu yeni edindiğim dostlarım ve yeni hobimle de destekleyince burada yaşamaktan büyük zevk aldım.
Mesleğiniz nedir?
Ben bir reasürörüm.  Emekli insanlara hep sorulan iki soru vardır. Bunlardan biri, önceki hayatında ne yaptığı diğeri ise emekliliğinde sıkılmamak için, hele böyle kuytu bir yerde, ne yaptığıdır. Benim bu sorulara verdiğim cevaplar insanları hep şaşırtmıştır. Çünkü , birine “reasürörüm”, diğerine “minyatür mobilya yapıyorum” oluyor cevaplar. 29 yıl Türkiye’nin tek reasürans şirketi olan bir şirkette çalıştım. Reasürans, sigorta şirketlerinin üzerlerine aldıkları risklerin bir kısmını başka kanallara devretmelerini sağlayan uluslararası bir sistemdir. Kısaca böyle anlatabilirim ancak.
Başka hobilerinizin de olduğunu duydum..
Son iki sene köyümüzde açılan keçe ve suluboya kurslarına katıldım.  Her ikisinden de büyük keyif aldım. Onları da devam ettirmek istiyorum olduğunca.
Sergi açma fikri nasıl doğdu?

Bu ilk sergim. Yaptıklarımı sergilemek gibi bir fikrim yoktu aslında. Ama yaptıklarımı gören arkadaşlarımın gösterdiği tepki,  çalışmalarımı “neden başkaları da görmesin?” noktasına getirdi. Değişik birşeyler göstermek fikri de cazip geldi galiba..


Sergileyeceğiniz çalışmaları satacak mısınız?

Sergi açacağımı duyanlar bu sefer de satış yapıp yapmayacağımı sormaya başladılar. Atölyem o kadar dolu ki içinde çalışmak çok zor bir hale geldi. Bunlar eşe dosta, kolunun altına alıp hediye olarak götürülecek şeyler de değil. Dolayısıyla hem atölyemde yeni  çalışmalarıma yer açmak hem de çalışmalarımı alıp evlerinin bir köşesinde değerlendirmek isteyecek olanları mutlu etmek adına odalarımı satışa çıkarmaya karar verdim. Ama bu sefer de para ve amatörlüğü birbiriyle örtüştüremedim.

Sonunda bana pek ulvi gelen bir yol buldum. Ben bir hayvan dostuyum. Bahçemde ana oğul köpeklerim ve evimde siyam ikizi kedilerim var. Evimde onlara bakarken barınaklarda yaşayan minik dostlarımızı da ihmal etmemek için Datça Hayvansevenler Derneği’ne elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Sergileyeceğim odalarımı belirleyeceğim fiyattan  derneğe bağış yapanlar alıp evlerine götürebilecekler.

3 Yorumlar
  1. benek diyor

    canım,hep başarılı olmak için çaba gösterdin ve başardın.kutlarım seni.HARİKA

  2. Adsız diyor

    Sevgili Gulay, bana kendimi ifade etme sansi verdiğin için teşekkür ederim. Başarılarının devamını diliyorum.

    Fusun Ersoz

  3. Ayşe Gülay Hakyemez diyor

    Çok güzel çalışmalardı Füsun'cum. Yayınlamazsam olmazdı! Ellerine sağlık!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.