Davit Ughrelidze: “İstanbul Rubens’in paletidir. Bu şehir naftalinin kokusu, kadayıfın tadıdır. O göbek atan kadının kalçası, Chopin’in ilkbahar valsidir.”

0 106

1998’den beri yaşamını Türkiye’de sürdüren Gürcü ressam Davit Ughralidze, resim yaşamına çocuk yaşlarda başlamış. Otuzdan fazla kişisel sergi açmış. 1959 doğumlu. 1972’de Japonya Tokyo’da düzenlenen uluslararası resim sergisinde onur ödülü aldığında sanat yaşamına yerleşmiş. Tiflis Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mezunu çok yönlü sanatçının resmin yanısıra, kitap illüstrasyonu, heykel ve tiyatro dekoru çalışmaları bulunuyor.

Son çalışmalarınızın hikayesini aktarabilir misiniz?

Benim eserlerim hayatıma çok benzer, benim ruh halimle çok bağlıdırlar. Ruh halim de toplumla, havayla, sağlığımla bağlantılı olarak sürekli değişiyor. İyi olduğum zaman resim yapmaya başlarım. Sanatın görevi olumlu enerji yaratmaktır diye düşünüyorum. İnsanoğlunun amacı da güzellik oluşturmaktır. Sanatçı güzelliği yaratırken yaşadığımız dünyayı da güzelleştiriyor. Ama güzellik öyle yaratılmalı ki herkes tarafından beğenilmelidir. Ama bu her zaman gerçekleşmez. Bazen aşırı hisler, duygular sanatçıyı bile öyle engelleyebiliyor ki sanatçı onların ötesine geçemiyor. Sanatçı olaylardan, insanlardan etkilenebiliyor. Bu duygular onu sonsuz yaratma arzusuna da götürebiliyor. Resme bakarken seyirci sanatçının bu hislerini, duygularını hissedebiliyor, görebiliyor.

Benim son çalışmalarım da böyle bir ruh haliyle ortaya çıktı.  Bu eserlerin ilham kaynağı olan genç bir kadındır. Ona duyduğum sevgi, benim yeni doğuşumun sebebi olmuştur. O bana doğanın güzelliğini, doğallığın zerafetini ve samimiyetin ihtiyacını gösterdi. Olumlu enerjiyi yaratmak için bu hisleri hissetmek lazım.

Sanatçının özgünlüğü nasıl oluşur?

Yakın geçmişte Ankara’da bir çağdaş sanat fuarı düzenlendi. Birçok ressamın eseri yer aldı. Herkes için söylemeyeyim de, genel olarak fuarda sadece tablolar, teknik ve boya gördüm. Ressamın ruhunu sadece birkaç tabloda görebildim. Duygular, hisler ya çok az ya da hiç yoktu. Bunları aktarmak kolay bir iş değil muhakkak. Çocukluğumuzdan beri bizim hayal dünyamızı kapatmaya çalışıyor bazen ailemiz, bazen yaşadığımız ortam, okul ve başka diğer sebepler.. Bizi kafeste yaşamaya alıştırıyorlar.

Ama özgürlük sanattadır. İçten özgür olan bir insan gerçek sanatı yapabilir, çünkü sanat özgürlüğün törenidir. Biz sadece çocukluğumuzda özgür olabiliyorduk, özgürlüğümüzü de çocukluğumuzda bıraktık. Çocukluğumuza dönmek özgürlüğümüze kavuşmak için tek çaredir. İnsan kendini bulmalı ve kendinden bir birey, bir karakter yaratmalıdır. Yeniden doğmak için iyi bir eğitim, çalışmak, sevgi ve aşk lazım. Bundan sonra özgüven doğuyor. Kafesten çıkmak için bunlar gerekiyor. Gerçek sanat ancak böyle doğar. Sanatçı eser yarattıkça mesut olabilir. Çünkü her yeni eserle özgürlüğüne daha çok kavuşabilir.

Sanatın bir toplumda içselleştirilebilmesi için sanatçının yapabileceği bir şeyler var mı?

Sanatçı eserleriyle birlikte büyür, yetişir, güzelleşir. Daha fazla görebilir, sevebilir, hayatını yaşabilir. Yaşama arzusunu da kimseden saklamaz, bunu aktarabilir. Bu güzelliği insanlarla paylaşarak onları da güzelleştirir. İnsanlar güzelleştikçe dünya güzelleşir. Dünyayı ancak böyle kurtarabiliriz. Sanatın görevi de dünyayı kurtarmaktır.

Konularınız, ilham kaynaklarınız neler? 

Bugünkü ressamlar konu üzerinde çok duruyorlar, ilgi çekmek için teknik ve fazla bilgi kullanıyorlar. Eserlerinde ruh  yerine zihin görüyoruz. Konular içimizdedir yeter ki biz yaşayabilelim. İçimize sığamayan duyguları dışarıya özgürce aktarabiliriz. Ruhumuzun bir kısmını heykel, resim, müzik ya da şiire dönüştürebiliriz.

Heykelin uyandırdığı duygular ile resmin düşündürdükleri arasında fark var mı sizce?

Her sanatçı kendini anlatır. Bunun için de her sanatçı farklı malzeme kullanır. Bazen bunu çok katı bir şekilde yapıyorlar. Bence sanat kendini estetik çerçeveden anlatmalıdır, öyle olmazsa sanat siyasete dönüşür. Sanatçı resimde ve heykelde bunu kolayca anlatabilir. Resim heykelden daha özgürdür, heykel üç boyuttan ötesine geçmiyor ama çağdaş heykellerde artık renk kullanılmaya başlandı ve artık heykel biçim dışında kendini renk olarak da anlatabiliyor. Duyguları ve hisleri anlatmak, seyirciye ulaştırmak için renk güzel bir malzemedir. Seyirci resmini daha kolayca kavrayabiliyor, çünkü bunu kavrayabilmek için ona renk yardım ediyor. İnsanlar da duygularını anlatmak için renk kullanmalı. Mesela ben birisine şunu diyebilirim: “Sen bugün yeşil görünüyorsun..” Renklerle konuşmak insanın içindeki bütün hislerini dışarıya aktarmak için güzel bir yol olabilirdi bence.

Malzeme konu ile ne kadar ilişkili olmalıdır?

Malzeme hakkında çok düşünmüyorum. Elimde ne varsa eserimi onunla yapabilirim. Sanatçı anlatacağını ne kadar kolay bir yolla, ne kadar basit bir malzemeyle ortaya koyabilirse eseri o kadar değerlidir bana göre.. Çünkü sanatçı için önemli olan konudur. Minimalizm sadece konuda değil, malzemede de uygulanmalıdır. Sanat eserinde ruh malzemeden öne çıkmalıdır.

Eserlerinizin izleyici ile buluşması sırasında neler gözlemlediniz?

Bazen eserlerimi beğenmiyorlar anlamıyorlar da. Ama bu beni üzmüyor çünkü beni anlayan en çok çocuklar oluyor. Bu beni sevindiriyor, çünkü ben onlar için yaratıyorum. Gerçek sanatı ancak çocuk kavrayabiliyor. Bazı insanlar için sanatçının duygulara ihtiyacı yok, böyle insanların manzaraları görme ihtiyaçları var. Vakit olmadığı için tabiata kavuşmak yerine tablolardaki doğayı seyretmeyi tercih ediyorlar. Ben çocuklardan çok şey öğreniyorum.

Sanatçı size göre kimdir?

Sanatçı çocuk gibi akıllıdır.

Size verilmiş en etkili profesyonel nasihat neydi, kim vermişti?

Büyük ressamlar bize çok şey öğrettiler. Picasso zihnimizi kullanmayı öğretti, Modigliani ruhun ölümsüzlüğünü, Van Gogh yaşama arzusunu, Goya duygularımızı hislerimizi toplamayı, çocukluğumuz ise bize uçmayı, ruhumuzun özgürlüğünü öğretti.

İstanbul’u 5 duyunuzla tanımlayabilir misiniz?

İstanbul Rubens’in paletidir. Bu şehir naftalinin kokusu, kadayıfın tadıdır. O göbek atan kadının kalçası, Chopin’in ilkbahar valsidir.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.