Funda Börtücene Öztürk: “Üretken insanların bu dünyada pek günyüzü gördüklerini düşünmüyorum..”

0 32

“Görüntünün neredeyse herşey olduğu ve çoğaldığı ölçüde hayatlarımızı hiçleştirdiği bir dönemde fotoğrafın arkaik yöntemlerinden biri olan güneş baskı tekniği kullanılarak oluşturulmuş “Günebakan” sergisi.

Funda Börtücene Öztürk tarafından farklı bakış açılarıyla, farklı zaman ve mekanlarda çekilmelerine karşın sergide yer alan fotoğrafların ortak noktaları kentsel doku ve mimaridir. Fotoğraflar, kentlerin tarihi ve mimari dokusu içindeki insanı ve onun yapıtlarını, sokakları, binaları ve detayları iki boyutlu bir yüzeyde yeniden oluşturarak onların hikayelerini tekniğin de yardımıyla büyülü bir gerçeklik içinde izleyiciye aktarmaya çalışmaktadır. Serginin diğer bir amacı da, kadraja giren tarihsel ve anıtsal özellikleri olan bina, alan ya da heykellerin birer mimari öge olmanın dışında, bulundukları kentin alışkanlıklarını, ruh halini ve yaşam tarzını belirleyen birer unsur olduklarını vurgulamaktır. Fotoğrafların tamamı “doğrudan fotoğraf” anlayışıyla, herhangi bir müdahale yapılmadan Vandyke baskı tekniği ile üretilmiştir.” yazıyordu Funda Börtücene Öztürk’ün yarın (20 Eylül 2018) Datça Hızırşah Kültürevi’nde açılacak sergisinin duyurusunda.. Ben de sergi öncesinde kendisine aşağıdaki soruları yönelttim..

Fotoğraflarınız üzerinden sanatınızın gelişim ve değişimini anlatır mısınız?
Fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başladığımda ki on beş sene önceydi, fotoğraf makinelerinden korkuyordum. Birileri benden anı fotoğrafı filan çekmemi istediğinde kaçardım.

Yanlış birşeyler yapmaktan korkardım. Oysa bu işin eğitimini almaya başladıkça, yanlış yaptıkça daha doğru fotoğraflar çekildiğini gördüm. Özünde tamamen deneysel bir iş olduğunu gördüm fotoğrafçılığın. Fotoğraf çektikçe ve bastıkça -fotoğrafçılığın bir de basım aşaması var çünkü her zaman göz ardı edilen- denemeyi ve yanılmayı öğrendim.

Tekniğinizden bahsedebilir misiniz biraz?
Malzeme sağlayabildiğim ölçüde güneş baskıyı yapmaya devam edeceğim. Güneş baskı tekniklerinden biri olan ve fotoğraflara sepya tonunu veren Van Dyke yöntemini kullanıyorum. Kahverengi tonlarını sevdiğim için herhalde. Bu teknik oldukça arkaik (eski) bir teknik. 1800’lü yılların ortalarına doğru İngiliz astronom Sir John Hershel tarafından bulunan güneş baskı tekniği, demir-gümüş fotoğraf tekniği olarak bilinmekteydi. Fotoğraf baskının en eski yöntemlerinden olan tekniğin en ilginç yanı ise, görüntünün aydınlıkta elde ediliyor olmasıdır. Geleneksel yöntemle basılan fotoğraflar karanlık odada ışıkla yazılmalarına karşın, güneş baskı tekniğinde ürünler güneşle yazılmaktadır.

Emek yoğun bir süreç gerektiren güneş baskıda ortaya çıkan ürünün birebir aynısını elde etmek neredeyse mümkün değildir. Bu da, sanatın tek ve özgün olma özelliği ile bağdaşmaktadır.

Son çalışmalarınızın hikayesi nedir? Sizi yaratmaya iten, makineyi elinize almak için tetikleyen unsurlar, ilham kaynaklarınız nelerdir?
Son dönemde daha çok sokaklara yöneldim. Sokaklarda hayatın akışı içinde hem çok hüzünlü, hem de çok gülünç sahnelerle karşılaşıyorsunuz. Sokak fotoğrafçılığı sürprizlere oldukça açık bir alan. Kendimi bu konuda daha da geliştirmek istiyorum. Bir de mimari ve kültürel değeri olan alan, yapı ya da kentlerde fotoğraf çekmeyi çok seviyorum.

Sanat ve sanatçı tanımınızı alabilir miyim?
Sanat ve sanatçı tanımlamalarını yaparken bu kavramların içini boşaltmaktan korkarım. Ama aynı zamanda bu kavramları gereğinden fazla yücelten bir ortama da malzeme sağlamaktan çekinirim. İnsan neden sanatı yarattı? Ya da yarattığı şeylere neden sanat dedi? İlkin, meraktan diye yanıt vermek isterim. İnsan merak ettiği ölçüde bilim doğdu, sanat da aynı şekilde.. İnsan doğaya baktı, kendi hayatına baktı, dış dünyayı merak etti ve gördüklerini resmetmeye başladı. Bu rasyonel bir bakış açısıyla yapılan bir tanımlama. Diğer yandan insan doğasına bakıldığında insanın kötücül bir yanının olduğunu görürüz. İnsan iyi olduğu kadar kötüdür de.

Sanırım içimizdeki kötülüğü bastırmak için sanata yöneldik. İyilik, güzellik duygularını yüceltmek için. Ortaçağın kötücül ikliminden rönesans aydınlamasına uzanan süreci düşünün. Yaratım, bilim o dönemde kutsanıyor. Yaşadığımız çağ ve dönemde ise, büyük savaşlar, yıkımlar, ardından refah dönemleri geliyor. Sanat sanki refah dönemlerinde daha çok gelişiyor. Son on onbeş yılda ise, durum yine kötü. İnsanlık büyük felaketlerle karşı karşıya. Bu dönemde sanat ve sanatçı anlayışı soluduğumuz havaya göre şekilleniyor. Sanat artık daha kavramsal, daha çok sokakta ve daha protest. Sanat artık bir direnme ve karşı koyma aracı. Sanatçı kimdir ve kim olmalıdır? Bu sorular önemli. Ancak yine vurgulamak isterim, tırnak içine alınmış ve yüceltilmiş bir sanat ve sanatçı tanımı yok artık. Düşünen ve üreten bir insan var onun yerine. Daha muhalif, daha farkında, toplumu daha fazla gündemine alan, değiştirmeye ve dönüştürmeye çalışan bir birey artık sanatçı. Ve benim bakış açımla da öyle olmalı.

Mutluluk ve sanat arasında bir ilişki var mı sizce? Sanatın insan yaşamındaki yeri nedir, ne olmalıdır?
Mutlulukla sanat arasında ters orantılı gelişen bir ilişki var. Mutsuz, huzursuz insan daha çok üretir. Ancak üretirken mutluluğa erişebilir. O da kısa süreli olur. Üretken insanların bu dünyada pek gün yüzü gördüklerini düşünmüyorum. Hem maddi hem de manevi düzlemde. Bunun birçok örneği var.

Datça’daki yaşamınızdan memnun musunuz?
Yaklaşık 5 senedir Hisarönü’nde oturuyorum. Eşimle hayalimizi gerçekleştirdik ve Ankara’dan buraya taşındık. İlk zamanlar zordu. Ama şimdilerde bahçemiz ve bir kedimizle olabildiğince dingin bir yaşam kurmaya çalışıyoruz.

Funda Börtücene Öztürk

1965 yılında Ankara’da doğdu. 1988 yılında ODTÜ Fen ve Edebiyet Fakültesi Psikoloji bölümünden mezun oldu.

1999-2003 yılları arasında ODTÜ’de Kültür İşleri Müdürü olarak görev yaptı. Fotoğrafa 2004 yılında Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) tarafından verilen temel fotoğraf eğitimi ile başladı.

Fotoğraf baskıda alternatif tekniklere yönelmek amacıyla 2006 yılında Güneş Baskı Teknikleri atölyesine katıldı. O tarihten bu yana yoğun olarak güneş baskı teknikleri üzerine çalışmakta ve fotoğraf üretmektedir. AFSAD üyesidir.

Katıldığı Atölyeler:
• AFSAD, “Zone Sistem”, Gökhan Demirer
• Galata Fotoğrafhanesi, “Yaratıcı Fotoğraf”, Orhan Cem Çetin
• Fototrek Fotoğraf Merkezi, “Bir Semti Anlatmak:Balat”
• AFSAD, “Karanlık Oda”, Gül Ezen
• AFSAD, “Güneş Baskı Teknikleri” , Cenap Saryal
• AFSAD, “Belgesel Fotoğraf”, Özcan Yurdalan
• AFSAD, “Kompozit Fotoğraf”, Cengiz Engin

Kişisel Sergi: “Günebakan” Güneş Baskı Sergisi, Aralık 2016 Tosca Art&Design Galeri, Ankara.

Karma Sergiler:
• AFSAD 2005 Yılı Üye Sergisi, Çağdaş Sanatlar Merkezi, Ankara
• Kadınlar için Kadınlar Tarafından Çağdaş Sanatlar Merkezi, 2006
• Adliye’de Birgün, Ankara Adliyesi, 2008
• Güneş Baskı Teknikleri Atölyesi Sergisi, Afsad, Ankara, 2009
• Kompozit Fotoğraf Teknikleri Atölyesi Sergisi, YaP-PoZ.., Afsad, 2009
• “Güneş Yanığı”, Güneş Baskı Fotoğraf Sergisi, Ankara Mimarlar Derneği, 2009

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.