Zeynep Bozoğlu: “Farkında olarak ya da olmayarak herkesin hayatındaki olguları içeren, varoluşa dair ortaklıklarla ilgili işler üretiyorum.  Bunlar felsefe, fizik, nöro-estetik vb. disiplinlerle de ilişkili işler..”

0 225

Zeynep Bozoğlu, 1 Ekim’de Datça’da açılan “Datça Ruhu” karma sergisine ilginç bir enstalasyon ile katılmıştı. Dikkatimi çekti enerjisi. Umursamaz dış görüntüsünün ardındaki genç kadını merak ettim. Dost olduk.. Sanatçı kimliğini merak ettim. Bu röportaj doğdu..

“Araf” onun ilk kişisel sergisi olacak. 19 Ekim’de açılıyor. Gökova Akyaka’daki Nail Çakırhan & Halet Çambel Sergi Salonu’nda.. 28 Ekim’e kadar gezebilirsiniz.

Sanatçı, içine doğduğumuz dünya ile herbirimizin tek başına yaratıp içinde yaşadığı dünya arasındaki farklılıkların bedenimizde ve ruhlarımızda yarattığı çığlıkları resim ve heykel sanatlarının olanaklarını ve sınırlarını zorlayarak nesneleştiriyor. Var’lık ile yok’luk arasında, hem ‘var’ hem ‘yok’ olanı aynı cümle içinde tanımlıyor.

Araftan Çığlık

 

Eserleriniz üzerinden sanatınızın zaman içindeki gelişim ve değişimini anlatır mısınız?

İlk yıllarımda kendi hayatımdaki olaylar ve onlar karşısındaki duygularıma dair işler üretiyordum. Zaman içinde bu bireysel yaklaşımdan uzaklaşarak, biraz daha herkesi ilgilendiren, farkında olarak ya da olmayarak herkesin hayatındaki olguları içeren varoluşa dair ortaklıklarla ilgili işler üretiyorum.  Bunlar böylece felsefe, fizik, nöro-estetik vb disiplinlerle de ilişkili işler.

YAVA

“Araf” olarak adlandırdığınız sergi çalışmanızın ortaya çıkış hikayesini anlatabilir misiniz?

Bir süredir peşimi bırakmayan kendi varoluşsal sorgulamalarımla; yönetme-yönetilme ilişkisi içinde, handiyse mecburen, yaşadığımız acılar arasında kalmanın oluşturduğu bir ‘araf’ burada imlenen. Bize sunulanlarla, bizde olanlar arasında bir durak ve hiç bir yere ait olmayarak her yere ait olmanın renklere ve biçimlere dönüşmüş hali, diye özetleyebilirim serginin hikayesini.

Teknik Bilgi de rica etsem.. Malzemeniz nedir?

Kendi geliştirdiğim bir teknik.. Seramik resimler; Seramik zemin, yine kendi geliştirdiğim, örtücü ve canlı renklere sahip seramik boyası ile renklendirilip 860 C’de fırınlanmıştır. Serbest şekillendirilen seramik figürler, fırınlama sonrasında zeminle birleştirilmiştir. Heykellerim ise elle serbest şekillendirilmiş ve sırlanmıştır.

Sizi yaratmaya iten, tetikleyen unsurlar, ilham kaynaklarınız nelerdir?

Bana ilham veren olgular; kesinlikle, insanlığı yönetmek için yürütülen politikalar nedeniyle yaşanan acılar ya da haksızlıklar değil. Daha çok varoluşa dair sorgulamaların bendeki duygusal izlerini yeni geştalt araştırmaları ve nöro-estetik yaklaşımlar ışığında vücuda getirmeye çalışıyorum.

Ah, doğrusu bilmiyorum (gülüyor). Hadi yaratayım, diye bir düşüncem olmuyor. Ama yaşadığım, tanık olduğum şeylerle içimde canlanan kimi duygulanımların ve rahatsızlıkların dile getirilmesi gerektiğine dair oluşan itki beni tetikliyor ve bunu kendime ait bir dille ifade etmeye çalışıyorum. Bu dilin ögelerini oluştururken kimi zaman bir ağacın yaprakları arasından sızan ışık oyunu, bir ayakkabı tamircisinin elindeki keskinlik, kolayca açıklanamayan, ilk bakışta görünenden farklı bir gerçekliği olan şeyler, öyle değil de böyle algılanabilecek durumlar genellikle bana ilham veriyor.

Mutluluk ve sanat arasındaki ilişki hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Mutluluk yerel (kişisel), sanatsa daha genel (kişisel olmayan, kitlelerle ilgili) bir olgudur bence. Dolayısıyla aralarında bir ilişki kurma gereği duymuyorum. Ancak şu da var ki, zihnimi kurcalayan bir şeyi kendi dilimle ifade edebildiğim zaman, bir işi bitirip, ‘hah, oldu’, dediğim zaman mutluluğa benzer bir şey yaşıyorum; ancak böyle bir bağ kurabiliyorum bu iki kavram arasında.

OMR

 

Sanat ve Sanatçı tanımınızı alabilir miyim?

Yeryüzündeki bütün dillerin bir yapısı ve bu yapılanmanın sebep olduğu bir sınırlaması vardır. Bu sınırlamalar nedeniyle insanlık başkaca diller geliştirmekte ve bir dil ile ifade edilemeyeni başka bir dil kullanarak  ifade olanaklarını aramaktadır. Sanat sadece bir dildir. Sanatçı da, bu durumda, bu dili –ya da dilleri- kullanan kimsedir, diyebiliriz herhalde.

Sanatçının diğer insanlardan farkları nedir sizce?

Az önce de söylediğim gibi, sözünü ettiğimiz bu dili ya da dilleri kullanabilmeleri en temel farkları olsa gerek. Elbette buna etki eden, dile getirme isteği de önemli bir unsur. Ayrıca sanatçıların olayları, olguları ve nesneleri algılayış biçimi de şimdi kullandığımız dille ifade etmekte zorlanacağım bir şekilde diğer insanlarınkinden farklı.

İzlediğiniz, beğendiğiniz sanatçılar ve eserleri hakkında ne söylemek istersiniz?

Elbette beğendiğim bir çok sanatçı var ama aklıma ilk gelen iki isimden söz edebilirim. Milo Moire’nun cesareti ve tabuları yıkma konusundaki tutarlılığı beni etkiliyor. Dimitris Papaioannou’nun performanslarındaki bütünselliği, şiirselliği, insan bedenini kullanma biçemi, anlatım gücü, yaratıcılığı ve olgulara yaklaşımlarını çok beğeniyorum.

Sanatın insan yaşamındaki yeri ne olmalıdır sizce?

Sanat insan yaşamında, insanı kendi koşullanmış yaşamından ve bakış açısından çıkartıp, olaylara, durumlara, olgulara farklı bir yerden sokulmasını sağlayan bir unsur olarak ve yaratıcı ve özgür düşünmenin önkoşulu olarak var olmalı diye düşünüyorum.

Günümüz sanatı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Hiçbir şey. (gülüşmeler)

Yaşadığınız (önceki veya şimdiki) şehri beş duyunuzla tanımlayabilir misiniz?

İstanbul (Önceki):Boşluksuz dokusu içinde, ısıtacak gibi olduğunda soğuk bir teması olan, gürültülerin arasında mide bulandıracak kadar tatlı bir kokuyla gelen buruk ve acı bir tat.

Datça (yeni):Boşluklu, ferah, nefes aldıran bir görüntünün içinde, sıcacık yumuşak dokunan, fısıltı arasında güzel kokulu bir tat.

Zeynep Bozoğlu

Bulgaristan, Aytos’da dünyaya gelmiş olan Zeynep Bozoğlu (1982), 1992 yılında ailesi ile birlikte Türkiye’ye göç etmiştir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Seramik ve Cam Tasarımı Bölümünden ve Temel Tasarım Bölümünden “Onur” derecesi ile mezun olmuştur.

Heykel ve Resim çalışmalarında bulunmuştur. Bu çalışmalarda seramik ve cam malzemeleri kullanmış, ayrıca dijital cam baskı yöntemlerinden de yararlanmıştır.

Resimde Prof. Fuat Acaroğlu, seramikte ise Gül Erali gibi birçok sanatçının atölyesinde resim ve seramik çalışmalarında bulunmuştur.

Sanatçı, Yüksek Lisans tezinde modern Fiziğin kavramları ile sanat arasındaki ilişkileri incelemiştir. Hedefi, vakum (boşluk) kavramını Einstein’ın uzay-zaman anlayışı ile Kuantum mekaniksel vakum kavramını resim dilinde bir araya getirmektir.

Katıldığı Sergiler:

Herkes İçin Sanat / Maçka Sanat Galerisi (Aralık 2014)

Seramik’te Eğitim Konferansı II / Çanakkale Onsekiz Mart Ün., (2015)

Mezunlar Proje Sergisi / Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ün. Osman Hamdi Bey Salonu, (2015)

25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı / TÜYAP, (2015)

İstanbul Seramik Sanat Günleri / Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi, MAKSEM, (2015)

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ün., Seramik ve Cam Tasarım Bölümü Sergisi / Osman Hamdi Bey Salonu, (2015)

26. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı – “Artist 2016”, Taşeron Grubu / TÜYAP, (12-20 Kasım 2016)

“Yaratıcılığa Giriş-7”/ Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ün., Osman Hamdi Bey Salonu, (15-24 Kasım 2016)

4. İstanbul Seramik Sanat Günleri / Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi, MAKSEM, (2017)

Datça Ruhu Karma Sergisi / Datça Liman Sanat Galerisi, Datça Kent Konseyi Kültür Sanat Bilim Grubu (2018)

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.