Ruhiye Yalgın: “Özgürlüğün ve barışın simgesi olan kuşlarımı betona teslim edilen doğada aynı zamanda umudun simgesi olarak resmetmek istedim. Ortaya da bu resimlerim çıktı.”

0 108

Ruhiye Yalgın’ın eserlerine ilk rastladığımda suluboyaya olan sevgim ve resim yapma isteğim arttı. Aranızda bu satırları okuduğunda aynı hisse kapılacaklar olacaktır..

Suluboya çalışmaya ne zaman başladınız? Eserleriniz üzerinden sanatınızın gelişim ve değişimini anlatır mısınız?

Bütün varlıkların, sevdiğim ve önemsediğim kendilerine has ince detaylarını, kendi ahenkleri içinde soyutlamadan, deforme etmeden, en doğal halleri ile yansıtmayı seviyorum.

Öğretmenlik yıllarımda çok istememe rağmen uzun süreli çalışmalar yapamadım. Emekli olduktan sonra iki yıl yağlı boya çalışıp suluboyaya geçiş yaptım. 5-6 yıldır suluboya çalışıyorum. Sulu boya zor bir teknik. Düzeltme olanağı hemen hemen hiç yok gibi. Tekniği uygulamada ustalık gerekiyor. Konularımda veya tarzımda bir değişiklik olmadı, ama arada edindiğim pratiklerle İlk yaptıklarımla son yaptıklarım arasında tekniği kullanma açısından bir gelişim olduğunu söyleyebilirim.

Hiper realist sanat hakkında neler söylemek istersiniz?

Ben kendimi hiperrealist olarak değerlendirmiyorum. Varlıkların onları var eden çok özel detaylarını seviyor,  önemsiyor ve yansıtmaya çalışıyorum.  Bunun için de yakın plan kompozisyonları tercih ediyorum. Devasa boyutlarda çalışmıyorum. Klasik suluboya tekniğinin dışında özel bir yöntem de kullanmıyorum. Yapmak istediğim resmi önce hayalimde canlandırıyorum. Bazen istediğim objeleri bir araya getirip kompozisyon hazırlıyor ve modelden çalışıyorum. Buna imkanım olmadığı durumlarda ( Konunun özelliğine göre portreler, kuşlar vb.)  fotoğraf makinesini alıp istediğim görüntüleri çekiyor ve bunlardan yararlanıyorum. Çizimlerimi yaparken de istemediğim şeyleri ayıklayıp, gerekli gördüklerimi ekleyerek düzenleme yapıyorum. Sonuçta ortaya gerçeğe yakın resimler çıkıyor.

Son çalışmalarınızın hikayesi nedir? Eser görsellerini paylaşabilir misiniz?

Bir süredir kuşları çalışıyorum. Özellikle serçelerin neşeli, hareketli ve ürkek halleri ile yumuşacık tüylerini resmetmek bana büyük bir keyif veriyor. Sabah uyandığımda dışarıdan gelen kuş sesleri bana yaşamın devam ettiğini ve her şeyin yolunda olduğunu müjdeliyor. Daha önceki resimlerimi çok hareketli oldukları için zorla da olsa çektiğim fotoğraflardan yararlanarak yaptım. Zaman içinde de fotoğrafa bakmadan onların hareketlerini ezbere çizmeye başladım. Bir yakınım suda yıkanan serçelerin fotoğraflarını ve videosunu çekip gönderdi. Son resimlerimi de bana adeta terapi gibi gelen bu görsellerden etkilenerek yaptım. Farklı şekillerde bir araya getirerek kuşlarımın çizimlerini yaptım. Son yaptığım resmimde suya binalar yansıttım. Özgürlüğün ve barışın simgesi olan kuşlarımı betona teslim edilen doğada aynı zamanda umudun simgesi olarak resmetmek istedim. Ortaya da bu resimlerim çıktı.

Sanat ve sanatçı tanımınızı alabilir miyim?

Sanat insanın içindeki üretme ve kendini ifade etme dürtüsü ile başlayan,  yeteneği doğrultusunda bilerek ve tasarlayarak yaptığı zihinsel ve bedensel eylemlerin bir sonucudur. İnsandan  insana bir iletim söz konusu ise eğer anlaşılabilir bir dili de olmalıdır. Yaratıcılık adına yapılan her şey de sanat olarak adlandırılmamalıdır. Sanatçılar ise; Gözlemlerini, duygularını, düşüncelerini, bilgi ve birikimleri ile olgunlaştırarak, kendi yöntemleriyle ve estetik kaygılarla somutlaştırabilen kişilerdir.

Çoğu insan sanatçının diğer insanlardan daha farklı olduğunu düşünüyor. Sizce de böyle mi? Neden?

Aslında üretme ve kendini ifade etme dürtüsü her insanda vardır. Ama bazı insanlarda daha fazladır. Bunu yapmak için doğuştan getirdikleri yeteneklerini kullanma konusunda daha ustadırlar. Çoğu insanın sadece bakıp geçtiği bir yolda; bazı insanlar pek çok şeyi  görüp, duyup, hissedip, diğer insanlara da anlatma ihtiyacını duyarlar ve bunu kendilerine has yöntemlerle eşsiz bir şekilde yaparlar.

Mutluluk ve sanat arasındaki ilişki nedir sizce?

Duyguları tatmin etmek ve mutlu olmak için sanat; sanatçı açısından bir amaç, diğer insanlar içinse bir araçtır. Mutluluk vermesi sanatçının veya sanatı alan kişinin duygularını olumlu bir şekilde destekliyor olmasıyla ilgilidir. Her iki taraf için de duygusal bir tatmin aracıdır. Hep güzel olanı gösterme ve mutluluk verme gibi bir koşulu yoktur. Ama, sanatta estetik olmalıdır, mantık olmalıdır. Her sanat eseri  güzel duygular uyandırmayabilir. Üzüntü korku şiddet nefret gibi negatif duygular da verebilir. Her iki tarafın duygu ve düşüncelerini açığa çıkarıp sadece rahatlamalarına da sebep olabilir. Sonuçta deşarj olma, rahatlama ve kendini bulma insanları mutlu eder. Tabii buradan sanatta her şey mübahtır gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Sanatçının verdiği mesajın daima iyi yönde olması çok önemlidir.

Sizi yaratmaya iten, tetikleyen unsurlar, ilham kaynaklarınız nelerdir?

Benim çocukluğum doğayla iç içe geçti. İlkokul çağlarında resim yapmaya başladım. Doğada gördüğüm her şey beni etkiledi. O zamanlarda beni etkileyen ve hafızamda yer eden şu anda da hayatımda olan birçok şey benim ilham kaynaklarımdır. Yaşanmışlıkların izleri yüzlerine yansımış yaşlı kadınlar; onların yorgunlukları, sevinçleri, hüzünleri ve her şeye rağmen umutla ve sevgiyle bakan gözleri, yüzlerini çevreleyen ve onların bütün duygularına tercüman olan oyalı başörtüleri bana ilham veriyor. Kendi kıyafetlerimi tasarlayıp dikmeyi seviyorum. Kullandığım kumaş parçalarının dokusu ve kıvrımları, onu diktiğim ip ve iğne beni cezbedebiliyor. Bütün hayvanları seviyorum ama kuşlar bana daha çok ilham veriyor. Doğanın; çoğu insanın görmezden geldiği tüm güzellikleri benim için bir ilham kaynağı.

Sanatın insan yaşamındaki yeri nedir, ne olmalıdır?

Tüketim toplumuna dönüşüm ve popüler kültürün yaygınlaşması, insanların ilgilerini başka yönlere çevirdi. İletişimle birlikte insanların sanatla etkileşimleri de değişti. Yaşam koşulları maddi ve manevi yetersizlikler de sanatı bir lüks haline getirdi. Teknolojik olanaklar diğer sanat dalları ile etkileşimi biraz daha kolaylaştırsa da ne yazık ki resim için aynı şey söz konusu değil. Bunun birçok sebepleri var tabii. Mevcut eğitim sistemimiz resim derslerinin eğitimciler tarafından bile bir angarya olarak görülmesine ve göz ardı edilmesine neden oluyor. Eğitimin içinde yer bulamayan resim,  sosyal hayatta da alanlarını küçültmüş durumda. Sanat kendi gelişimini sürdürse de , ona yeterince alan açmadığımız takdirde insanlara yeterince ulaşamayacaktır. İnsanlarda bu boşluğu yozlaşmış başka bir kültürün ürünleriyle dolduracaklardır. Birçok ilde sergi salonu hemen hemen yok gibi. Olsa da kapıları çoğu zaman kapalı. Sanata ulaşmak isteyen insanların  bir kaç büyük şehir dışında ; orijinal sanat eserlerini görmek, sergileri gezmek, müze ve galerileri ziyaret etmek, sanat etkinliklerini takip etmek gibi bir lüksü de yok ne yazık ki.

Günümüz sanatı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Ben sanatta özgürlüğü ve özgünlüğü çeşitlilik anlamında da düşünerek; farklı anlatım tarzlarının sanatı daha da zenginleştirdiğini, hangi teknikte ve tarzda olursa olsun, yapılan sanatın kişilerin gözüne ve ruhuna hitap etmesi ve bir mantığının ve matematiğinin olması gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde resim; çoğunlukla belirli bir yaklaşım (felsefeyle, bilimle, edebiyatla açıklanmaya çalışılarak) üzerinden değerlendiriliyor. “öyle herkesin anlayabileceği bir şey olmadığı” söylemleriyle bunun dışında yapılan çağdaş veya klasik her türlü pratik de, resimle ilgili olmazsa olmaz gelenekselleşmiş bilgiler bile göz ardı edilerek görmezden geliniyor. Günümüz sanat anlayışı ile ilgili Sanat eleştirmeni  Avelina Lesper ‘in söylediklerine aynen katılıyorum.

 

Ruhiye Yalgın

1964 Yılında Bartın’da doğdu. Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun olduktan sonra bir atölyede seramik üzerine el dekoru çalıştı.

1989 yılında resim öğretmeni olarak göreve başladı. Bu süre içinde, moda tasarımı, tekstil tasarımları, grafik tasarımlar, farklı objeler üzerine dekoratif süslemeler ve değişik tekniklerde resim çalışmaları yaptı.

Emekli olduktan sonra  2013 yılından itibaren aktif olarak resim yapmaya başladı. Farklı dokularda ve desenlerde  kumaşlar, sebze ve meyveler, kuşlar, portreler çalıştı.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.