Yıldanur Ketenci: “Yaşam siz neyle doldurmak istiyorsanız onunla anlam buluyor veya bulmuyor…”

0 64

Yıldanur Ketenci 2017’de açtığı “Mühürlü Zamanlar” sergisiyle dikkatimi çekmişti. Bakır levhalardan oluşturduğu figürler ve hikayeler o kadar bizdendi ki.. Dokunduğunda sana içlerini döküvereceklermiş gibiydiler sanki.. Sanatçının heykellerine geçen hafta rastladım yine.. Bu sefer de “Yağmurdan Kaçanlar” serisinde vücud bulmuştu yaşam sevinci…  Soğuk bakır levhalar dans ediyor, dansa davet ediyorlardı.. Hayatla…

Sizi yaratmaya iten, tetikleyen unsurlar, ilham kaynaklarınızdan bahseder misiniz?

Yaratmak bir varoluş biçimi. Başka bir yaşam düşünemiyorum. Yaratma edimi kendi içinde kendini gerçekleştirmeyi barındırıyor benim için.

İlham kaynağı derken; dikkatimi çeken  herhangi bir  duygu, koku, ses, figür, insan, an olabilir. Kendi içimde harmanlayıp, kendiliğinden olanı ortaya çıkarmaya çalışıyorum. İçimde bir yerlerde daha yaşanabilir bir dünya olması beni motive edebiliyor… Katkı sağlamak, insanların hayatlarına güzellik, duygu, düşünce, incelik katabilmek gibi.

Son çalışmalarınızın hikayesi nedir? 

Son çalışmalarım iki farklı konseptten oluşuyor.  iki yıl önce ‘iyilik ve kötülüğün ötesinde’ adını verdiğim konsept sergi hazırlıkları içindeyken pandemi başladığı için o sergi açılamadı. Konu olarak genelde mitolojik figürlerden ve öykülerden oluşan heykel serisiydi.

Şu anda ise hazırladığım bir başka sergi var, doğru zamanı bekleyen. Üzerinde çalıştığım bu ikinci serginin konsepti ‘dans’. Çeşitli dansların figürlerini yorumladım. Henüz adını belirlemedim.

Tekniğiniz ve malzemeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Genelde bir konsept belirlerim, etkilendiğim. Belirlediğim konu üzerinde araştırma yaparım teorik  anlamda. Notlar alıp, eskizler çizerim. Bir konuya yoğunlaşınca fikirler kendiliğinden akar. Çizdiğim eskizler yol gösterici olsa da spontone çalışmayı seviyorum. Yani heykele başladığımda  o an ne duygu yaşıyorsam akmasını istiyorum. Bu nedenle başladığım heykel kendi serüvenini belirliyor. Malzeme olarak çeşitli malzemeleri kullanmayı, bir araya  getirmeyi sevsem de, son 15-20 yıldır bakır ağırlıklı çalışıyorum. Yanında kafes teli, eski danteller, anısı olan ahşaplar kullanıyorum. Bir anlamda eski ve yeniyi birlikte kullanıyorum…

Eserleriniz üzerinden sanatınızın gelişim ve değişim sürecini anlatır mısınız?

Geçmiş yıllarda bronz ağırlıklı çalışıyordum. Bronz döküm çok meşakkatli… ve bir başka insana yani dökümcüye bağımlı kalıyorsunuz. Bu nedenle tesadüfen bakırla tanışınca, yola denemelerle devam ettim. Tekniği öğrenmek, malzemeyi tanımak epey zaman aldı. Bakır sıcak bir malzeme ve bizim kültürümüze ait. Birbirimize ısındık, bazen direndi, karşı koydu ama alıştık birbirimize, sevdik… Bronz artık sadece benden talep edilirse kullandığım bir malzeme durumunda. Bu değişmez bir kural değil elbette. Tekrar çalışabilirim. Bronz da kendine has bir malzeme .

Günümüz sanatı hakkında neler söylemek istersiniz? Size uzak ve yakın yönleri neler?

Heykel alt yapı gerektiren, sabır, özveri isteyen büyük bir aşk benim için. Günümüzde çok iyi heykeltraşlar da var. Bununla birlikte yaptığı objeleri heykel olarak değerlendirenler de… Saygı duymadığım konu ‘ben yaptım,oldu’ mantığı. Tanınmamış, bilinmemiş ama popüler tavrı da benimsememiş heykeltraşlar var. Diğer yönden popüler tavrı benimsememiş, iyi sanatçı olmanın yolunun bu tavırdan geçmediğine inanan bir kesim de var. Popüler olmayı, iyi sanatçı olmakla özdeşleştirmiş bir başka kesim de var tabii ki.

Sanat ve sanatçı tanımınızı alabilir miyim?

Sanatçı; duyarlılığını, birikimini ifade edebilen, kullandığı teknikle duygusunu birleştiren kişi diye düşünüyorum.

Sanat ise biricik… Ulaşılamaz anlamında söylemiyorum bunu.Tekniğinizi, duygunuzu, malzemeyi keşfetmek, kendinizi keşfetmek için çıkılan bir yol, serüven olarak bakıyorum.Taklit etmeden… Öykünebilirsiniz kendi yolculuğunuzu belirlerken. İçinde samimiyet olmalı, sahici olmalı diye düşünüyorum.

Beğendiğiniz sanatçılar ve eserleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Beğendiğim sanatçı çok var. Eğer heykel anlamında soruyorsanız Wilhelm Lehmbruck  favori heykeltraşım. Tekniği ve duygusu biricik benim için. Bizde ise, cumhuriyet dönemi ikinci kuşak heykeltraşlarımızdan, kendisini yakından tanıyıp, biyografisini yazdığım Zerrin Bölükbaşı’nı söyleyebilirim. Genç kuşakta ise Akın Yıldırım’ın malzemeye hakimiyeti beni etkiliyor.

Sanatın günlük yaşamımızdaki yeri nedir, ne olmalıdır sizce?

Sanatla ilgili insanların, ucundan kıyısından da olsa bulaşmış, farklılığı anlamış insanların çoğunluk olması beni çok mutlu ederdi. Nedense bizim ülkemizde sanat dendiğinde insanların ortaklaşa kullandığı bir söylem var. ‘Ay ben çöp adam bile çizemem!’ Bu düşünce beni çok rahatsız ediyor. Herkes herşeyi yapmak zorunda değil. Anlamak için de yapmak gerekmiyor. Ufkunu açmak, düşünmek, hissetmek, yaşamını güzelleştirmek için de bir sanat dalına ilgi gösterebilir insanlar.

Mutluluk ve sanat arasındaki ilişki nedir sizce?

Sanat; hayatı güzelleştirmek için çok anlamlı bir seçim. Daha büyük bir mutluluk var mı, bilemedim..

Corona ve yaşadıklarımız hakkında neler söyleyebilirsiniz? Sanata etkisi nasıl olacak?

Corona nedeniyle bir  sergimi paylaşamadım zaten. Bununla birlikte bu dönemleri, kapanmaları verimli geçirdim. Evde olduğum zamanlarda yapabileceğim bir şeyler hep vardı. Genelde baktığımda ise en çok etkilenen sanat oldu. Tüm sanat dalları… Birçok ülke sanatçısına sahip çıkarken bizde hep aynı durum vardı: “Başınızın çaresine bakın…” Sanırım, sanatla uğraşmanın sunduğu avantajlardan biri de yaşama hep umutla bakmak. Coşku var içimizde… ya da ben bunlardan besleniyorum. Yaşam sevgisi sizi var etmeye, yaratmaya yönlendiriyor.

Hayatın anlamı nedir size göre?

Hayatın anlamı; an’lar. O anları ister sanatla ister sporla, ister iyilikle doldurursunuz. İsterseniz karanlığa gömülürsünüz. Yaşam siz neyle doldurmak istiyorsanız onunla anlam buluyor veya bulmuyor…

Sanatınız dışında hayatınızda başka neler var?

Yaşamınızı zorlu bir alan üzerine inşa etmişseniz, ve o seçim sanatsa, hobileriniz de farklı sanat dalları oluyor. Kendi alanıma kardeş sanat dallarıyla ilgiliyim… Resim, seramik, mitoloji, sanat tarihi, mistik konular ilgi alanım.

Spor yapmaya çalışıyorum, genelde yoga ve meditasyon… Sinema ve müzik vazgeçilmezim.

Geçen yıldan itibaren de hayatıma dans girdi. Tango tutkum oldu. Bir dönem sadece desenlerini veya resmini yaptığım figürleri kendim de yapıyorum büyük bir keyifle.

Bunun dışında ders veriyorum. Çoğunluk çocuklar ve gençlerle çalışıyorum. Güzel sanatlara hazırlık dersi de veriyorum. Çocuk ve gençlerle çalışmak çok keyifli, içlerinde heykel tutkusu yeşertmek… Bu anlamda dokunduğum hayatlar olduğunu düşünüyorum.

 

 

Heykel sanatçısı Yıldanur Ketenci

1987-1990 yılları arasında İzmir Resim-Heykel Müzesi, Şeref Bigalı Atölyesi’nde resim çalıştı. 1995 yılında İzmir 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Bölümü’nden mezun oldu. 1989 yılında İtalya Perugia Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi Yaz Okulu’nda bulundu. Birçok şehirde sergiler açtı.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.