Çocuk Kitabı Yazarı Defne Ongun Müminoğlu: “Yeni nesil bence harika! Fikirlerini daha özgürce ifade ediyorlar – veya bu düşünce gücüne sahipler.”

0 46

 

Defne Ongun Müminoğlu’nun “Çılgın Sörfçüler” serisinin  son kitabı “Kerberos’un Gizemi”ni heyecanla okudum. Sanat, mitoloji, hayvan, doğa sevgisi, sağlık ve sporun öncelendiği sağlam kurgulu bir genç kitabı. İnsana yakışır yaşam kalitesini öneren satırlar kötülüğün de babalar gibi tam yanıbaşımızda olduğunu hatırlatmayı ihmal etmiyor.

Çocuklar için yazarken önemsediğiniz kriterler nelerdir? 

Çocuklar için yazarken, öncelikle bir konu başlığının beni heyecanlandırması gerekiyor. Özellikle çocukların bir şekilde işine yarayacağını düşündüğüm, onlar için kendileri farkında olmasa dahi önemli olan konuları seçmeye kayıyorum. İstemsizce aklıma uçuşan fikirler bir miktar benim de araştırma yapmamı gerektirecek, önemli bulduğum ve eğlenceli şekilde sunulursa da kalıcılığı olacağını düşündüğüm konulardan oluşuyor. Bununla birlikte renkli, olumlu mesajları olan, yüzlerinin gülümsemesini veya heyecanla sayfaları çevirecekleri içerikler ve tasarımlar oluşturmaya, görsellikte de bu olumlu havayı yansıtacak çizer arkadaşlarla çalışmaya gayret ediyorum.

Klasik masallarla modern öyküler arasındaki farklar neler sizce?

Klasik masallarda da modern öykülerde de o dönemlerin sosyal konuları yer alıyor diye düşünüyorum. Ancak anlatımlarda farklılık oluyor. Klasik masallar biraz daha mistik, biraz daha şiirsel akarken, modern öyküler daha gerçekçi veya daha yalın bir anlatımla ortaya çıkmış olabiliyor. Ama temelde eserlerin ortaya çıktığı dönemlerin ögelerini barındırmaları ve o dönemdeki sosyal ve kültürel yapıyla parallel şekilde yazıldıklarını gözlemliyorum.

Sanat ve sanatçı tanımınızı alabilir miyim?

Sanat, yaratıcılığın sınırsızlığı bence. Tabii ki temel bir çerçevesi var ama öte yandan bu çerçeve çok da esnek. İçerisine pek çok farklı unsuru yerleştirip, yine bir sanat eseri ortaya çıkarabiliyorsunuz.

Sanatçıyı ise, gerçekten kendinden çıkmışı paylaşan, sergileyen kişi diye tanımlıyorum. Yani başkasının yaptığını değil, kendi yaşadıklarını, kendi algısını, kendi becerisini ortaya koyarak farklı bir eser çıkarabilen kişi gibi düşünürüm. Sanatçı, eseriyle bizleri belki de hiç aklımıza gelmemiş bir dünyaya sürüklediğinde, şaşkınlık ve heyecanla o eseri inceleyebildiğimizde amacına ulaşmış oluyor sanırım.

 

Defne Ongun Müminoğlu’nun kitap listesi

 

Mutlaka okunmalı diyebileceğiniz kitaplar listesi yapmanızı rica etsem…

Bu soru o kadar çok karşıma çıkıyor ki… Mutlaka size de soruyorlardır. Günümüzde özellikle çocuk kitaplarında yeni yazarlar, yeni hikâyeler o kadar çok ki… Birini yazsam diğeri eksik kalacak. Öte yandan, kendi çocukluğumda annemin, benim ve ablam için seçtiği klasikler hâlâ klasik ve son derece özel kitaplar. Üstelik hem çocukların hem yetişkinlerin okuması (okudularsa bir daha okumaları) gerektiğini düşünüyorum. Bu sebeple sosyal medya hesaplarımdan “Annem dedi ki…” başlığı altında bir klasikler serisi aktarımı başlattım. Annem aynı bize seçermiş gibi dünya klasiklerinden seçkiler ve kısa bilgiler hazırladı. Ülke bazında bu eserleri her hafta tanıtıyorum. İngiliz Klasikleri’nden üç kitap paylaştık. Şimdi sırada Fransız Klasikleri var..

Mucizeler yaratabilen bir masal kahramanı olsaydınız dünyayı değiştirmek ister miydiniz? Neyi değiştirirdiniz?
İsterdim gerçekten. Neler neler yapardım. Tüm çocukları kitaplarla donatır, harika okullarda, mutlu öğretmenlerle okumalarını sağlardım. Öyle okullar olurdu ki bunlar, doğa içerisinde, doğayla bütünleşmiş bir yapıda, derslerin de doğa içerisinde, doğadan öğrenerek yapılabileceği kurumlar olurdu. Eğitimsiz, kültürsüz insan kalmamasını, her evde bir şekilde bir sanat dalıyla uğraşılmasını, sporun mutlaka herkesin hayatında olmasını sağlardım.

Doğayı, hayvanı, yeşili koruyan, kollayan yöneticiler, ülke büyükleri olmasını sağlardım. Yardımlaşmanın hem ülke içerisinde hem dünyada en temel unsur olması için uğraş veren ve bunu başaran ülke liderlerinin olmasını sağlardım. Düşünürken bile gülümsedim

Ben de.. Ne iyi olurdu… Yeni nesil çocuklar hakkında neler söylemek istersiniz? Dünyanın, insanlığın gidişatını değiştirebilecekler mi sizce?

Yeni nesil bence harika! Gerçekten öyle. Fikirlerini daha özgürce ifade ediyorlar – veya bu düşünce gücüne sahipler. İnternet çağına doğdukları için pek çok konuyu bizim öngördüğümüzden daha erken yaşta öğreniyor, bazen de fazlasıyla hızlı ve gerektiğinden çok bilgiye ulaşıyorlar. Ellerinde olsa pek çok şeyi değiştirirler ama hepsi aynı şartlarda büyümüyor. Hayat şartları, ebeveynlerinin  eğitim, sosyal ve kültürel durumu, bulundukları ortam ve maddi imkânlar (veya imkânsızlıklar) onların geleceğinde büyük rol oynuyor.

Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Yaratıcı Yazarlık Atölyesi koçu olduğum SosyalBen Vakfı’nın kültürel etkinlikler yaptığı taşımalı eğitim veren bir okuldaki küçük kız, babasının işinden dolayı bir sonraki dönem nerede, hangi köyde olacağını bilemiyordu. Babası sığır güdüyordu. Şimdi sığırlar buradaydı. Kız da bu okula geliyordu ama sığırlar başka yere gittiğinde ne olacaktı? Oralarda okul var mıydı? Diyeceğim o ki, çocuklara fırsat tanınırsa müthiş sonuçlar alınacak ama ülkemizde maalesef her çocuk eşit şartlarda büyümüyor.

Zamane çocuklarının tercihi bilgisayar oyunları, animeler, uygulamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok doğal buluyorum. Buna doğdular çünkü. Animeler ayrı bir kategori. Bilgisayar oyunları ve uygulamalar doğru seçilirse bence kısa sürelerle oynanmalarında sakınca yok. Matematiği geliştiren, kelime hazinesini arttırıcı pek çok uygulama var. Ancak her şeyde olduğu gibi ekran süresi önemli oluyor. Bir de tabii bir arkadaşla oynamanın her zaman öncelikli olması gerektiğini düşünüyorum. “Bir arkadaş mı? Ekrandaki oyun mu?” sorusunda cihazla oyun seçiliyorsa, orada bir durmak lazım sanırım. Yanlış bir şey var.

Ama hem dışarıda arkadaşlarıyla kovalamaca, saklambaç gibi oyunlar oynuyor, yüz yüze paylaşımlarda bulunuyor hem de arada bilgisayardaki uygulamalarda zaman geçiriyorsa ben bunu sorun olarak görmüyorum çünkü bu çağın çocuğunun doğal hâli böyle.

Öte yandan, minicik bebeklerine yemek yesin diye ekran karşısında yemeğini yedirten, arkadaşlarıyla bir restauranta gittiğinde çocuğu onları rahat bıraksın diye eline cihaz veren aileleri garipsiyorum. Bu yaklaşım kolaya kaçmak gibi geliyor. Çünkü alternatifi uğraş vermeyi, çocuğuna vakit ayırmayı gerektiriyor. Çocukların da özellikle belirli bir yaşa kadar ihtiyaçları bu samimi, sıcak bağ. Üstelik de sosyal ortamlarda sohbet etmesini, başkalarının konuşmalarını dinlemesini, yemek kültürünün ve kendi vücuduna bakmanın önemini öğrenmeleri – neyi, ne kadar yediğini farkına vararak – ancak biz onları bu ortamlara soktuğumuzda ve onları bu ortamlara aktif olarak dahil ettiğimizde mümkün olabiliyor.

Kendisi elinden telefonu bırakmayan, ama çocuğu kitap okusun isteyen ne kadar çok yetişkin var değil mi? Biz ebeveynlerin çocuklarımızla ilgili beklentilerimizi tarafsız bir gözle değerlendirmemiz gerekiyor bence.

Çılgın Sörfçüler, Burcu ve Berk, Renkgiller kitap serileriniz çocuklar ve ergenler için birer kılavuz gibi.. Ebeveyn ve öğretmenlerin destek alacağı ciddiyet ve hassasiyette kitaplar.. Okullarla işbirliğiniz, yaptığınız etkinlikler var mı?

Çok teşekkür ederim Ayşe Gülay Hanım. Burcu ve Berk ile… serisinde çocukların karşılaşacağı farklı durumlarda onlara karakterlerimizin yaşadıkları üzerinden, bir hikâye içerisinde yol göstermeyi, çaktırmadan bilgi aktarmayı istedim.

Her konu kendi içerisinde uzmanlık gerektirdiği için de her kitapta çok değerli uzmanlarla çalıştım. Ön çalışmalarını uzun süren araştırma aşamalarıyla kendim yapsam da, hikâye içerisinde bu bilgileri serpiştirirken doğruluğu konusunda onlarla yaptığım çalışmalar benim için de çok eğitici oldu.

Renkgiller serisininse daha oyunbaz, daha yaramaz, daha farklı, herkesin “normal” diye gördüğü yapıdan uzaklaşan hikâyelerden oluşmasını istedim. O nedenle karakterlerimiz biraz çılgın, konularımız ev dışında olmaya teşvik eden başlıklar. Bu konularda da yine danıştığım, fikrini aldığım çok değerli isimler oldu.

Çılgın Sörfçüler ise kalbimin hızlı atmasına sebep olan macera serisi. Burada da çocukları doğa, dostluk, takım çalışması ve spor gibi konulara yönlendirmek istedim. Biraz mitoloji, heyecan, gizem ve çözülmesi gereken zorlu durumlar… Ülkemizde bu kadar deniz varken, doğa dostu su sporlarının bu kadar az yapılması (hatta bilinmesi) bana geliştirmemiz gereken bir konu gibi geliyor. Bu nedenle karakterlerimizin sörf yapmasını bilinçli bir şekilde seçtim. Tabii ki esas ilham kaynağım altı yaşında sörfe başlayan kızım ve onun arkadaşlarıydı. Bu seride de pek çok sörf antrenörü ve sporcu, içerikte bana destek verdiler.

Tüm bunları anlattıktan sonra, okullar konusuna gelince, okullarda çocuklarla buluşmak benim en büyük motivasyonum. Neticede yazı yazmak yalnız yapılan bir şey. Hikâyeniz ve karakterleriniz hayalinizdeyken, kitaplaşınca elle tutulur bir hâl alıyor. Bir de okununca ve bir sohbet konusu olarak karşınıza çıkınca işte en büyük mutluluk, tüm zorlukların unutulduğu an o an. J O nedenle okulların davetlerini mümkün olabildiğince kabul etmeye ve çocuklarla buluşmaya gayret ediyorum.

Yeni projelerinizden de bahsetmek ister misiniz?

Burcu ve Berk ile… serimize yeni bir kitap ekleniyor. Şu an çizim aşamasında. Uzun zamandır bekliyor aslında. Hikâye tamamlanalı tam bir sene oldu ama çizim aşamasına ancak gelebildik.

Onun dışında da iki yazarlı bir projemiz var. O da şu an dizgi aşamasında. Yakın zamanda elime almayı hayal ediyorum. Bunlara ek olarak kafada uçuşan da pek çok fikir var tabii. Sakin durmak yok. J

Korona hayatınızı nasıl etkiliyor?

İlk dönemlerini oldukça verimli geçirdim. Üzerinde çalıştığım projeleri tamamladım, ötelediğim yazı işlerini bitirdim, kitap okudum… Yapacak da daha çok şeyim vardı ve hâlâ var aslında. Fakat bir noktadan sonra insan kendini yalnız hissediyor. Tabii ki ailemle birlikteyiz, dostlarımızla da iletişim hâlindeyiz ama yine de çocuklarla buluşamamak bir eksiklik. Çocukların temelde okula gidememelerine üzülüyorum. Esas onlar çok yalnız kaldılar. Bu da hiç sağlıklı değil. Fiziksel anlamda kendimizi korumaya çalışırken ruh sağlığımız acaba ne durumda?

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.