Ümit Bakış: “İnsanlık tarihi veya uygarlığın ilerleyişi masalı, iyi incelediğinizde kan dökücülüğün, vahşetin, sömürünün, köleliğin allanıp pullanmasından başka bir şey değildir.”

0 16

Ümit Bakış ile Datça Kültür Sanat Dayanışması’nın bir toplantısında tanıştım. Betçe’deki Sanat Merkezi’nde Yazı Köyü sakinleri ile yaptığı çalışmaları izledim. “Bir Başka Datça” röportajlarımdan birini de onunla gerçekleştirdik.

Betçeli çocuklar bir oyun provası sonrasında..

Tiyatro yaşamınızın ilginç bir kesitinden haberdarım… “Otobüs Tiyatro”nun hikayesini anlatır mısınız? Türk tiyatrosunun sizde hayranlık uyandıran özellikleri neler? Öte yandan hangi konular canınızı sıkıyor?

2010 yılında, İzmir’de Hürriyet Çocuk Kulübü için tiyatro yapan sanatçı arkadaşım Kemal Aygen’le bir dönem çalıştım. Kemal eski bir Mercedes 302 marka otobüsü modifiye ederek içini soyunma odası-kulis şekline sokmuştu. Otobüsün altından da, araç durduğu zaman bir sahne çıkıyordu ve bunu oyuncular hep beraber turne yaptığımız Ege’nin her ilçesinde, köylerde, okul bahçelerinde, kentin sokaklarında kurarak oynuyorduk. Özellikle İzmir Konak Belediyesi ve Hürriyet gazetesinin başlattığı yaz kampanyası ile birlikte İzmir’in varoşlarını gezdik.

Oyunumuzu sergilediğimiz meydanlarda bırakın sadece çocuk izleyicileri, bütün mahalle halkı seyir yerini dolduruyordu. O zamanlar 9 Eylül Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde son sınıf öğrencisi olan ve şimdi İstanbul’da çok değerli çalışmalar yapan Zeynep Sevi Yılmaz, Işıl Keskin gibi genç sanatçılar da vardı. Her gece binlerce insana seslenmek, Anadolu ve Ege insanının toplu eğlenme duygusunu  yaşamak çok güzeldi.

Datça’ya ne zaman ve nasıl geldiniz?

2012 yılında İzmir Çandarlı’dan Datça’ya gelip Yazıköy’e yerleştim. 700 metrekarelik bir alanda 8 kedimiz ve 3 köpeğimizle birlikte badem ve zeytin ağaçlarının arasında, köyün az dışındaki konteyner evimizde yaşıyoruz.

Datça’daki yaşamınızdan bahsedebilir misiniz? Köye yerleşmekten mutlu musunuz?

Bu yaşam şekli bilinçli bir seçimdi. 15-20 yıl önce de Çeşmeköy’de yaşamıştım. O dönemde devlet tiyatrolarında oyuncu olarak çalışıyordum. Bu yöre ve insanları beni o kadar çok etkilemişti ki ömrümün son dönemini Datça’nın Betçe Bölgesi’nde yaşamaya daha o günlerde karar  vermiştim.

Devlet tiyatrolarından emekli olduktan sonra 7 yıl Çandarlı’da yaşamıştım. Çandarlı’nin karşısındaki Aliağa Bölgesi’ne yedi tane kömürle çalışan termik santral yapımına karar verildiğinde Çandarlı Denizköy yakınındaki betonarme evimi sattım ve Yazıköy’e geldim. Bir konteynerde yaşamaya karar vermiştim.

Yazıköy’de neler yapıyorsunuz? Betçe Sanat Merkezi’nin hikayesi nedir? Nasıl çalışmalar yaptınız? Yerel halkın katılımı nasıldı?

Yazıköy’e yerleştikten kısa bir süre sonra Yazıköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bünyesinde, muhtarlık binasında Betçe Sanat Merkezi’ni kurduk. Sanat merkezimiz bir yönetim kurulu ile çalışıyor. Doğal başkanı aynı zamanda köyün muhtarı ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin de başkanı olan Salih Bora..

2014 yılında bir şenlik düzenledik.  Betçe Şenliği’nde çocuklarımız Aristophanes’in “Barış” kadınlarımız ise Güngör Dilmen’in “Söylenceden Gerçeğe Anadolu” adlı oyunlarını oynadılar.

Merkezimizde ayrıca çocuklarımız için resim kursu, yetişkinlerimiz için halk müziği korosu ve psikodrama çalışmaları yapıldı. 2016-17 sürecinde tüm çalışmalar sürerken köy yetişkinleri “Tımarhane Manzaralı Konak” adıyla bir oyun daha sergilediler.

Sanat ve sanatçı tanımınız nedir?

Sanat, insanoğlunun yaşadığı çağa, sonsuzluğa, yaşam ve ölüm döngüsüne estetik yoldan verdiği tepki ve tanıklıktır. Sanatçı varoluş nedenini estetik açıdan sorgulayan, tanıklık eden varlıktır.

Ümit Bakış, Kral Lear William Shakespeare, Kocaeli Şehir Tiyatrosu 2012

Sanatın ve sanatçının yok olması söz konusu olamaz. İnsanoğlu bu gezegende var olduğu sürece, bir dışa vurum biçimi olan sanat da, sanatçı da var olacaktır.

Sanatın ve sanatçının betimlenmesi ise ancak -isterse üstünden yüzyıllar geçsin- yaratılan sanat üretimi veya eserinin izleyenle buluşması, etkileşmesi sonucu oluşur.

Sanatçı çağına ayna tutan ve bunu estetikle yaratan insandır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “sanatçı” tanımlamasını seviyorum.. Şöyle der: “Sanatçı ışığı alnında ilk hisseden insandır.”

Beğendiğiniz, ilgi duyduğunuz, örnek aldığınız sanatçılar kimler?

Örnek aldığım/beğendiğim sanatçılar oldukça fazla. Bir oyuncu olarak kendimden ileride gördüğüm bütün oyuncuları örnek aldım yaşamım boyunca ve onların mükemmelliklerini hayranlıkla izlerken kendi eksiklerimi ve yanlışlarımı görmeye ve düzeltmeye çalıştım.

En sevdiğim Nazım Hikmet’tir. Oyuncu olarak Genco Erkal’a hayranım. Tiyatrocu ve oyuncu olmaya beni özendiren, Ankara Sanat Tiyatrosu ve onların sergiledikleri Maksim Gorki’nin “Ana” oyunu ile Paris Komünü’nü anlatan “Komün Günleri” olmuştur.

Sanatın mutlulukla bir ilişkisi var mı sizce?

Sanatın mutlulukla ilişkisi var ama tersine işler bence. Sanatçı mutlu olamaz, acı çeker.

Çağının kan dökücülüğünü veya doğanın mükemmelliğini yansılamak ister.. Ve yaratır,

işte bir sanatçı ancak o yaratı anında mutlu olabilir.. İzleyenle veya seslendiği kitleyle.. Onlara ulaşım anında, yaratım sürecinde mutludur.. Sonra tekrar varoluşun umutsuz acı çığlığının içine gömülür.. Bu acı dayanılmaz hale geldiğinde tekrar paylaşarak sesini duyurabilmek için estetikle yaratır.

İnsanlık tarihi veya uygarlığın ilerleyişi masalı, iyi incelediğinizde kan dökücülüğün, vahşetin, sömürünün, köleliğin allanıp pullanmasından başka bir şey değildir.

Sanatın günlük yaşamımızdaki yeri sizce ne olmalı?

Her insan mutlaka bir sanat dalını uygulayabilir, yaşamına sokabilir. Eğer insanoğlu ruhsal açıdan kendini sağaltmak istiyorsa mutlaka kısa yaşamı içinde herhangi bir sanat dalında yaratıda bulunmalıdır. Herkes bir sanat dalıyla mutlaka uğraşmalıdır.. Herkes sanatçı olamaz -o başka bir şeydir- ancak herkes sanatsal ve estetik yaratı içinde olabilir.

Betçeli kadınlar “Söylenceden Gerçeğe Anadolu” oyununda

Bana göre böyle bir insan topluluğu ancak bilimin ve teknolojinin ilerlediği, sınırların ve sınıfların ortadan kalktığı, herkesin yeteneğine göre ve gereksinimi kadar çalıştığı, geri kalan zamanını ise sanat, spor, gezi gibi hobi amaçlı etkinlikler içinde değerlendirdiği ve ruhunu yüceltmeyi en önemli görev saydığı bir toplumda olur.

Datça Kültür Sanat Dayanışması’nın Koordinasyon Kurulu’nda da yer alıyorsunuz. Kısa ve uzun vadede hedefleriniz nelerdir?

2017-2018 kış döneminde Datça’da, Datçalı bir grup sanatçı ve kültür insanı biraraya gelerek Datça Kültür Sanat Dayanışması’nı oluşturdular. Geçtiğimiz aylarda Can Yücel Festivali’ni düzenlediler.

Bu tür inisiyatiflerin kişisel hırs doyumları ve komplekslerden arınarak bağlı oldukları beldelerde daha çok kültür ve sanat oluşumlarının alt yapısını oluşturmaları gerekliliğine inanıyorum. Yörenin kültür sanat yaşamına yön verebilmeli, etkinliklere sponsor bulabilmeli, sanat eğitim merkezleri açma yolunda çalışmalar yapmalılar..

Ülkemizin içine yuvarlandığı büyük toplumsal ve siyasal karanlığın ancak ve ancak kültür sanatın yaygınlaştırılması ve eğitimle aşılabileceğine inanıyorum. En büyük özlemlerim, Datça Betçe Bölgesi’nde bir Sanat Meslek Okulu’nun açıldığını görebilmek.. ve Knidos Antik Kenti’ndeki tiyatroda uluslararası bir şenlik düzenlendiğine şahit olabilmek.. Bir açık hava tiyatrolar şenliği…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.